Mustafa Ünal Yazarın Tüm Yazıları
(d. 17 Temmuz 1985, Gaziantep), Türk makine mühendisi, biyomedikal mühendisliği alanında akademisyen ve Türkiye Uzay Ajansı (TUA) astronot adayıdır. Yaşamı Selçuk Üniversitesi Makina Mühendisliği bölümünü 20...
DÜNDEN BUGÜNE BİYOMEDİKAL ALANINA KISA BİR BAKIŞ
Biyomedikal alanı, 1950’li yılların başında elektrik ve elektronik mühendisleri tarafından tıp ve sağlık alanında karşılaşılan problemlere çözüm üretmek için elektrik ve elektronik teknolojilerinin kullanılması gayesi ile ilk kez Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde temelleri atılan bir alandır. Her ne kadar bu alanın ortaya çıkışının milâdı 1950’li yılların başı olarak kabul edilse de, aslında biyomedikal alanının M.Ö. 5000’li yıllara kadar tarihsel süreçte izlerini görebiliyoruz.
1950-60 yılları arasında bu alan daha çok mühendisler tarafından, yüksek lisans ve doktora seviyesinde yeni bilimsel bilginin ve teknolojilerin üretildiği; aynı zamanda bu alandaki akademisyenlerin yetiştiği ve profesyonel bir mesleki alan olma yolunda gerekli altyapının oluştuğu bir geçiş dönemi olarak göz önüne alınabilir. Biyomedikal alanının bir mesleki alana dönüşümünün temelleri 1960’lı yılların başında atıldı. Bu dönemde ABD’de bulunan hastanelerde özellikle tıbbi cihaz kullanımı sırasında ortaya çıkan elektrik çarpmalarına bir çözüm üretilmesi ve hastanelerde kullanılan tıbbi cihazların bakım, onarım ve kalibrasyonu gibi amaçları yerine getirmek amacıyla elektrik ve elektronik mühendislerinden yardım istenildi. Bu vesile ile elektrik ve elektronik mühendislerinin hastanelerde klinik mühendisi olarak istihdam edilmesi ile birlikte biyomedikal mühendisliği mesleğinin de temeli atılmış oldu. Devam eden süreçte, ilk kez 1967 yılında lisans eğitimi seviyesinde biyomedikal mühendisliği bölümünün açılmasıyla da alan diğer mühendislik bölümlerinden bağımsız bir mesleki kimliğe sahip oldu. Daha sonraki takip eden süreçte ise 1970’li yılların başında biyomedikal cihaz teknolojisi bölümlerinin açılmasıyla da biyomedikal alanının mesleki iş gücünü oluşturan biyomedikal mühendisleri ve teknikerlerinin alanda istihdam edilmesi süreci başlamış oldu. Bu süreçten önce çoğunlukla elektrik/elektronik mühendisleri ve teknikerleri biyomedikal alanında görev alıyordu.
Hastanelerde bugün rutin olarak kullanılan görüntüleme cihazlarının (ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), pozitron emisyon tomografisi (PET)) hemen hemen hepsi özellikle 1950-1990’lı yıllar arasında biyomedikal alanının profesyonel olarak ortaya çıkışı ile birlikte üretilip, kullanılmaya başlandı. 2000’li yıllardan itibaren ise artık biyomedikal alanı sadece elektrik ve elektronik alanı altında tıbbi cihazlar ile ilgilenen bir alan olmaktan sıyrılıp, tıp ve sağlık alanındaki tüm problemlere çözüm üreten; temel bilimler, mühendislik alanları ve sağlık/tıp bilimleri alanları ile yakından ilişkili bir disiplinler arası alana evirilmiştir. Görüldüğü üzere biyomedikal alanının ABD’de ve Avrupa’daki ülkelerde ortaya çıkışı ve gelişimi akademik anlamda tavandan tabana doğru bir yol izlemiştir. Öncelikle lisansüstü eğitim bölümleri açılmış, sonrasında lisans eğitim bölümü, en sonunda ise ön lisans bölümleri açılarak bugünkü biyomedikal alanının insan kaynağını oluşturan akademisyenler, mühendisler, teknikerler ve teknisyenler geçtiğimiz yaklaşık 70 yıllık süreçte bu alanın gelişimine katkıda bulunmaya devam ediyorlar.
Ülkemizde 1980’li yıllara kadar bu alan ile ilgili ciddi bir gelişme olmamıştır. İlk kez hastanelerimizde bulunan tıbbi cihazların bakım, kalibrasyon ve onarım işlemlerini yapacak kalifiye teknik elemanların eksikliği Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) tarafından sırasıyla 1973 ve 1976 yıllarında raporlandıktan sonra, bu alandaki kalifiye insan kaynağı ihtiyacını karşılamak üzere ülkemiz harekete geçmiştir. Öncelikle mevcut elektrik ve elektronik teknikleri ve mühendislerinin eğitilmesi üzerine bir strateji geliştirilmiştir. Bu kapsamda 1979-85 yılları arasında ülkemizde Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde elektrik-elektronik mühendisleri ve tıp fakültesi mezunları için ilk kez biyomedikal yüksek lisans programları açılmıştır. Bunun yanı sıra elektrik ve elektronik mühendisliği bölümü son sınıf müfredatlarına biyomedikal dersleri eklenerek gerekli kalifiye teknik eleman ihtiyacı bu şekilde karşılanmaya çalışılmıştır.
1988 yılında Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda ilk kez biyomedikal cihaz teknolojisi bölümü açılarak ilk biyomedikal teknikerleri burada yetiştirilmeye başlandı. Biyomedikal teknikerleri 1991 yılından bu yana yaklaşık 10000’e varan sayıları ile ülkemizde biyomedikal alanı içerisindeki insan kaynağının büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. 2001 yılında ise ülkemizde ilk kez Başkent Üniversitesi’nde biyomedikal mühendisliği bölümü açılarak, ilk biyomedikal mühendisleri burada yetiştirilmeye başlandı ve 2005 yılından bu yana da mezun olan biyomedikal mühendisleri ülkemizde bu alanın gelişimine katkıda bulunmaya devam ediyorlar. Hâlihazırda 2022 yılı YÖK verilerine göre, ülkemizde 34 üniversitede toplam 1200 biyomedikal mühendisliği bölümü ve 54 üniversitede toplam 3000’den fazla biyomedikal cihaz teknolojisi bölümü kontenjanı açılıyor. Özellikle geçtiğimiz 20 yıllık süreçte hızlı bir büyüme gerçekleştirerek, bu alanda ülkemizde gerekli olan insan kaynağını fazlasıyla karşılamış gözüküyoruz. Hâlihazırda kamuda istihdam edebileceğimizden daha fazla mezunumuzun olduğu gerçeğini göz önüne alınca artık bu alanın birincil istihdam olanağının özel sektör olduğu bir noktaya gelmiş durumdayız. Biyomedikal alanının ülkemizde gelişmesi, mesleki dayanışma ve iş birliğinin artırılması amaçlarıyla; 2009 yılında Biyomedikal ve Klinik Mühendisliği Derneği, 2012 yılında Biyomedikal Mühendisleri Derneği (BİYOMED) ve 2017 yılında ise Biyomedikal Teknikerleri Derneği (BİYOTED) kuruldu ve bu derneklerin hepsi bu alanın ülkemizde hak ettiği değeri elde etmesi ve gelişmesi için çalışmalarına devam ediyor. Bütün bu gelişmeler bu alanın diğer alanlardan bağımsız bir mesleki kimliğe sahip olması için önemli gelişmelerdir.
Hâlihazırda ülkemizde biyomedikal alanı yaklaşık 40 yıllık geçmişi ile hâlâ gelişimine devam eden, ama sadece geleceğin değil, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın en kritik ve en önemli alanlarından biridir.
Özellikle 2000’li yıllardan sonra ülkemizde gerek biyomedikal bilimin ve teknolojisinin gelişmesi gerekse medikal sektörde elde edilen tecrübe ile Türkiye hem akademik anlamda hem de küresel medikal sektör içerisinde giderek artan bir pay sahibi olmaya başladı. Bunun gerçekleşmesinde en büyük pay, biyomedikal alanının kalifiye insan kaynağı olan biyomedikal mühendislerinin, teknikerlerinin ve teknisyenlerinindir. Güçlü bir ekonomiye sahip bir ülke olabilmemiz için bu alanın ve bu alanda çalışan biyomedikal mühendislerinin, teknikerlerinin ve teknisyenlerinin ülkemizde sağlık ekosistemi içerisinde hak ettiği saygınlığı en kısa sürede kazanması gerekmektedir. Ülke olarak bu alanda yeni istihdam olanakları sağlamalı ve katma değeri yüksek tıbbi cihazların üretimi için proje, teşvik, hibe ve girişimcilik imkânları daha da artırılmalıdır. Aynı zamanda mesleki dernekler özellikle bu alanın gelişmesi ve öneminin farkındalığı üzerine ortak aktiviteler için daha çok iş birliği yapmalıdır. Bu alanda güzel ve parlak günler bizleri bekliyor.
Doç. Dr. Mustafa ÜNAL
